Kişi Başına Düşen Dernek Sayısı
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN DERNEK SAYISI
Hepimiz biliyoruz ki,
Dernekler, Sendikalar, Odalar, Siyasi Partiler ve benzeri yapılar,
Toplumda en çok tartışılan organizasyonlar olmuştur.
Sivil Toplum Kuruluşları İlk bakışta,
Demokrasinin olmazsa olmaz kurumları gibi görünsede,
Günümüz Türkiye’sinde Demokrasi,
Tam da bu kurumlar üzerinden çalışamaz hale getirilmiştir.
NASIL MI ?
Dernekler üzerinden anlatmaya çalışalım.
Mesela şöyle olsaydı.
Her meslek grubunda yalnızca bir Dernek Yapılanmasına izin verilseydi.
Örneğin “Türkiye Gazeteciler Derneği” gibi.
İstenilmesi halinde,
Her ilde, her ilçede bu derneğin şubeleri, temsilcilikleri olsaydı.
Ve,
Savcılıklara beyan vererek Gazetecilik Mesleğine adım atanlar,
Bu Derneğe üye olmak zorunda olsaydı.
O ZAMAN NE OLURDU ?
Meslek mensupları, örgütlü temsil için,
Aynı dernek çatısı altında rekabet etmek zorunda kalırlardı.
Farklı sesler, farklı listeler ile seçime girebilir,
Ya da, alınan oy sayısına göre, yönetimlerde yer bulabilirlerdi.
Bu yöntem ister istemez,
Derneğin dışarıya karşı “Tek Ses” olmasını sağlardı.
PEKİ BUGÜNKÜ TÜRKİYE’DE NE OLUYOR ?
Aynı Meslek Kolundan,
Yine Gazetecilik Mesleğinden örnek vermeyi seçersek,
Dernekler Kanununda belirtilen sayıları bir araya getirebilenler ayrı bir Dernek kurabiliyor.
Sadece Derneklerde mi böyle, tabi ki Hayır.
Hukukun olmazsa olmazı Barolar da bile, farklı Baro kurulmasına izin verilmedi mi ?
BU DURUM KİMİN İŞİNE YARIYOR
İşte sorun da, Cevap da, tam da burada.
Çok Sesliliği Savunanların “Niyeti ve Çözümü” aslında birleştirmek değil,
Tam tersi Ayrıştırmak “Çok Sesli Karmaşa” yaratmak.
Bu sayede, sadece “Tek Bir Hamle” ile,
Sivil Toplum Kuruluşlarını kendi içlerinde bölerek,
Birlikte hareket etmelerine engel oluyorlar.
Niyetleri, “Kesinlikle İyi Olan İnsanlar” bile,
Yasa izin verdiği için, farklı Dernekler kuruyorlar.
ASLINDA NE OLUYOR ?
Aslında olan,
Güçlü ve Tek Sesli Sivil Toplum Örgütlerini istemeyen İktidarların,
Karşılarındaki gücü, daha oluşmadan,
Bir araya gelmelerini engelleyerek “Bertaraf” etmeleri olıuyor.
Hep söylediğim gibi,
SİYASET KARŞI TARAFIN TAŞLARINI DİZME SANATIDIR
Maalesef, her alanda,
Birden çok dernek, birden çok siyasi parti vs kurulmasına izin verildiğinde,
Bu demokrasinin gereği gibi yansıtılsa da,
Uygulamada bu,
Aynı amaçta olsalar bile,
Birbirlerinden ayrı düşürülen topluluklar oluşmasına sebebiyet veriyor.
Yani,
SONUÇ OLARAK
Hele ki Gazetecilik Mesleğinde,
Kazanan taraf “İktidarlar” oluyor.
Düşünsenize,
Aynı yöntem ile Manipule edilen Muhalefetler,
İktidar olduklarında, tutan bu yöntemden vazgeçmiyor, vazgeçemiyorlar.
BUGÜNKÜ TÜRKİYE’NİN HALİ NE PEKİ ?
Tıpkı,
Zeki Alasya (Rahmetle Anıyoruz) Metin Akpınar‘ın parodilerinde anlattıkları,
Sayısı çokça artan Siyasi Partilerden rahatsız olan iki arkadaşın,
Uzun uzun konuştuktan sonra,
“Bu iş böyle olmayacak, gel Zeki bir Parti de biz kuralım“
demeleri gibi.
PEKİ BEN BUNLARI NEDEN ANLATTIM ?
2022 Yılında, “SelahattinUzun.Com” internet sitemizi dönüştürerek,
Gazetecilik mesleğine Resmi İlk Adımımızı atmamızla birlikte,
Üç yıla yakın Trakyamızın uydudaki tek kanalı Trakya Türk Tv‘de,
Haftada bir, bazen iki, bazen de üç Programa,
Konuk ya da Program ortağı olarak katıldıktan sonra,
Selahattin Uzun Medya
(Medya | İletişim | Strateji | Danışmanlık)
Markamızı oluşturarak, tamamı CANLI olan yayınlarımızda,
Yönümüzü, YouTube gibi, FaceBook gibi dijital dünyaya çevirdik.
Bazen kendi başımıza, Bazen konuklarımızla,
İzleyenlere “Aslında Ne Oluyor” anlatmaya çalıştık.
Çoğu Canlı Yayınımız,
“İzleyici Kaygımız” olmadığını göstermek adına,
Ön Duyurusu olmadan, Yapıldı, Yapılıyor, Yapılacak.
SIRASI GELEN OLDU
Ve artık,
Kurşun harfler ile, Atel ile, Kumpas ile Gazete dizmiş,
Bilgisayarda, QuarkXpresss ile gazete tasarımı yapıp,
Aydinger ile Dört renk Gazete basmış biri olarak,
Memuriyette kurum dergisini çıkararak,
Sürgün yılllarında bile,
Ar-Medya Grubunu (Kanal 59 & Radyo 59) yönetmiş biri olarak,
Resmi meslekte dördüncü yılının içinde ilerlerken,
Sıra Mesleğimizin örgütlü yapısında yer almaya gelmişti.
BEN DE ÖYLE YAPTIM
Ve,
Tekirdağ‘da var olan bir Dernekten başlamaya karar verdim.
Kendi imkanları ile Bağımsız Dernek Binası olan,
İçinde Toplantı Salonu, Konferans Salonu, Yönetim Odası olan,
Yani, fiziksel olarak “Maddi ve Manevi” emek verilmiş olduğu açık olan,
Batı Trakya Gazeteciler Derneğini seçtim.
Hiç kimseye “Taraf” olmadan ve hiç kimseye “Karşı Taraf” olmadan.
TARAFIM BELLİ
Vicdan, Etik, Ahlak, Hukuk.
Bağımsız, Baskı Altında Hissetmeyen bir Medya Mensubu olmak.
Kim bilir belki de,
İçinde bulunduğumuz Meslekte en büyük Problem tam da bu.
Ama bildiğim bir şey var ki,
Dışarda kalarak değil, İçinde olarak,
“Var Olmak” gerek “Var Etmek” gerek.
Bir gün umarım,
Hep birlikte “BİR” olmayı,
“BİRLİK” olmayı başarabiliriz.
Selahattin Uzun
2026-03-02


